19 Şubat 2011 Cumartesi

Pragmatik Yanımsama

Bir adı yoktu onun aslında. Sadece bir hitap, bir de dalga geçerlerdi gözleriyle. Bir masası vardı, bembeyaz bir masa simsiyah odanın ışığı.. Karamsardı. Konuşmaktan çekinir, dalga geçerlerdi gözleriyle. Bir kelam, bir kalem, bir kağıt ve bir silah dururdu üstünde. Vasiyet gibiydi bakışları. Hep doluydu silah, siyah odanın içinde. Hep gülümserdi sevmediklerine, sevdiklerini öldürmek için yanıp tutuşurdu.. Kül oldu hayalleri..

17 çizgi yırtarak attı sonuncusunu nedenli.. Bir nefessiz dünyada bir nefes çekerdi sigaradan.. Söndürüp atardı. Son bir isteği vardı.. Görmek. Görmek ve iki kelime söylemek: "Çok özlemişim." . Tekrar ve tekrar bunu söyleyecekti, dalga geçen gözlere.. Bir adı yoktu aslında.. Hayal gibiydi.. Sürekli tekerrür eden sözlerden sıkılacak ve terk edeceti. Ne derse desin aynı kelimeler dökülecekti ağızdan, ve son sözler ilk sözleri gibi olacaktı; anlamsız, boş, umutsuz ve gerçek dolu dünyadan çıkmıştı o..

Korkamayacaktı ve gelmeyecekti odama.. Silahı elimde görmeyecekti.. Ben asla doğrultmayacaktım ona silahı.. "Bu ilk değil, son hiç değil" demeyecektim. Dalga geçecekti gözleriyle.. Elindeki silah kadar dolu gözlerle bakmayacaktım.. Bir adım yoktu aslında..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder