Fısıltı rüzgarları.. Çok üşürken bana soğuğu hatırlatan ay gibi karanlık göremediğin yüzümün gölgesi.. Duymak istediklerim.. Duymam gerekmeyen şeyler gibi alttan kaçmaya çalışan ses dalgarındaki nefesim.. Kaçmak isteyip saplandığın dikenler güllerin..
Artık boğuluyorum.. Bütün sıfatının arkasından gelecek her kelime belirsiz bir öncekine göre.. Kaos, düzensizlik, dağınık, paramparça düşünceler... düzenim oldular. Artık tanıyamıyorum kendimi.. Çevremdekilerden bulamıyorum çıkartamıyorum.. Maskeler gibi düşünceler de.. Çıkaramıyorum kafamdan.. Çığlıklarım artık kimseye bir şey ifade etmiyor.. Anlıyorsun belki.. Belki çok geç..
İsteklerim ruhumu satmaktan farksız.. Şeytan bile reddediyor artık.. Savaşın çığlıklarının ardından çöken sis.. Sükunet.. Huzur.. Parçalanmış kollarıma hiçbir şey ifade etmiyor artık.. ya da olmayan bacaklarıma.. Fısıldayan rüzgar.. Ay gibi karanlık her şeyin gerçek yüzü..
Susmuyor bir türlü işte. Susmuyor rüzgar. Duymak istemediğim herşey kazındı yine beynime. Olmayan gözlerim doluyor duydukça.. Üşüyorum.. Kaçmak isterken saplanıyor güller.. Ölmüyorum.. Fısıltılar yabancılaşıyor, ılık.. Işıkların arasından çıkmış olman gerek.. Göremiyorum.. Fısıltılar ılıklaşıyor.. Fısıldıyorum..
daha sık yazmalısın..
YanıtlaSil